Başkasına yapılırken pek önemsemeyeceğimiz ama bize yapılırsa canımızın çok yanacağını düşündüğümüz kanal tedavisi, kişisel ağız sağlığı ve dişlerin sizlere daha uzun yıllar hizmet etmesi dolayısıyla çok avantajlı bir tedavidir.
Tarihte kanal tedavisi
Eskiden diş çürüğünün sebebi hain bir kurtçuk olarak düşünülürdü. Bu kurtçuğu öldürmek için birçok tedavi metodu düşünüldü. 18.yy.'nin ilk yarısında ağzın sabah akşam idrarla çalkalanması ile bu kurtçuk öldürülmeye çalışılırdı. (Başarılı olup olmadıklarına dair elimizde kesin deliller yok.) Zaman içinde ilerlemiş çürüklerin ağrısını azaltmanın en etkili yolunun diş çekimi olduğu kabul edildi. Ancak günümüzde, ülkemizde rakı ile yapılan çeşitli tedavilerin halen sürdüğüne dair (en azından bizim elimizde) kesin deliller vardır.
İnanmakta güçlük çekilebilir ancak, kanal tedavisi eski çağlarda medeniyetin ölçüsü olarak kabul edilmiştir. Bu tedavi şekli, tarihte, sadece zengin ve soylu üst sınıfa aitti. Alt sınıfların dişleri, kanal tedavisi yerine çekilirdi. Kanal tedavisinin mantığını anlamak için diş yapısı hakkında daha fazla bilgi sahibi olmamız gerekir.
Amaç
Kanal tedavisinin amacı, çürükler dolayısıyla kaybedilebilecek kötü durumdaki dişlerin, mikroplu tüm kısımlarının temizlenerek uzun süre daha ağızda kalmasını sağlamak; diş kayıpları dolayısıyla oluşabilecek, maddi ve manevi açıdan sizleri zorlayacak daha ileri tedavilerin önüne geçmektir. Ağızda kanal tedavisi yapılarak kalan diş o bölgede çiğnemeye yardım etmeye devam edecek, bu şekilde yine o bölgedeki kemiğin aktif halde kalmasıyla beraber çene kemiklerindeki erimeyi de önleyecektir.
Metod
Dişler "CUP" adı verilen embriyonik bir dokudan oluşurlar. Daha sonra bu doku dişin sert bölgeleri olan dentin ve mineyi oluşturur. Diş oluşumunda içeride kalan kan damarları, sinirler ve özelliği olan bazı hücreler yaşamaya devam ederler. Bu yaşayan dokuya pulpa (dişin içindeki canlı kısım) adı verilir. Pulpayı ise kökün en ucundan giren kan damarları besler. Yani dişin sert dokusunun içinde, kılcal kan damarları ile beslenen bir bölümün yaşadığı ve dişe hayat veren küçük bir odacık vardır. Diş çürüğü dişin sert dokuları olan mine ve dentini parçalayarak ilerlediğinde, yani bu küçük odacığa yaklaştığında, çürüğe sebep olan bakterilerin meydana getirdiği asitler, odacık içindeki damar ve sinirlerden oluşan pulpayı etkilemeye başlar.
İşte diş ağrısı bu noktada kendini hissettirir. (Aslında diş ağrıları genellikle sadece ilerlemiş çürüklere eşlik eder. Dişlerinde hiç ağrı hissetmeyen bir kişide bile bir sürü çürük oluşmuş olabilir.) Tedavi edilmediği takdirde bu bakterilerin salgıladığı asitler pulpayı öldürür. Pulpanın ölümü sonucunda ortaya çıkan toksinler (zehirler) kök ucundaki dar delikten dışarı sızarak çene kemiğine yayılır.
Bu da çene kemiğini enfekte edebilir ve dişin destek dokularının kaybına sebebiyet verebilir. Bazı durumlarda bu zehirli odak, sürekli bir enfeksiyon kaynağı olursa ölüme bile sebebiyet verebilir.
Bu noktaya gelmeden önce dişi ve çene dokuları korumak için pulpa dokusunun alınması en iyi tedavilerden bir tanesidir. Toksinlerin kaynağının yok edilmesiyle kurtarılan diş, hastaya ömrü boyunca hizmet etmeye devam edecektir. Pulpa dokusu anestezi altında temizlendikten sonra, pulpa odacık duvarlarının bakterilerden temizlenmesi için çeşitli işlemler uygulanır ve dezenfekte edilir. Tüm bunlar yapıldıktan sonra pulpa odasının içi özel maddeler ile kök ucuna kadar doldurulur.
